1.SINIF PATLAYICILAR


Belli bir sıcaklık ve basınçta herhangi bir hızda gaz oluşturarak kimyasal reaksiyon oluşturan ve bu yolla çevresindekilerin zarar görmesine neden olabilecek katı veya sıvı halde madde veya maddelerin karışımı demektir.

1.1.1   Kütle Halinde Patlama Tehlikesi Olan Patlayıcılar
Kütlesel patlama tehlikesine sahip tehlikeli madde sınıfına TNT, dinamit ve barut gibi tanındık patlayıcılar girmektedir. Bunun yanı sıra askeri amaçlı kullanılan birçok patlayıcıda bu sınıfa dahil edilebilir. Peki kütle halinde patlama demek ne demektir?

1.1.2  Parça Tesiri Tehlikesi Olan Patlayıcılar

Parça tesiri şarapnel niteliği gösteren çevresine fiziksel hasar verebilen patlayıcılardır. Genellikle askeri ve terörist faaliyetlerde kullanılır. Örnek; El Bombası….
Ancak diğer patlayıcı türler de çeşitli çalışmalar sonucu parça tesirli hale getirilir. Bir dinamitin etrafına çivi, taş gibi şarapnel özellik gösterecek cisimler yerleştirilerek parça tesirli hale getirilir.

1.1.3   Yangın ve Küçük Patlama Tehlikesi Olan Patlayıcılar
Kütle halinde patlamayan ancak hava basıncından veya parça tesirinden dolayı düşük bir tehlike teşkil eden, yangın tehlikesine sahip maddeler ve cisimler bu sınıfta incelenir. Örnek olarak tahrikli patlayıcılar ve roket motorları verilebilir.
Tahrik tipi: Büyük bir şok dalgası yaratarak patlama küresi dâhilindeki materyallere ani ve yüksek basınç uygulama yöntemi ile hedefi etkisiz hale getirmeye dayanan konvansiyonel patlayıcılardır. Oluşan ısı ve ışık miktarı diğer tiplere nazaran daha azdır. Terörist örgütler tarafından yaygın olarak kullanılan boru tipi bombalar tahrik tipidir

1.1.4  Patlama Olasılığı Düşük Patlayıcılar
Özel bir tehlike teşkil etmediği için, patlama olasılığı düşük olan bu maddelere örnek havai fişekler ve hafif silahlardır.
Havai Fişkeler: Havai fişekler estetik ve eğlence amaçlı kullanılan düşük patlayıcı güçlü piroteknik aygıtlardır. Havai fişeklerin en yaygın kullanıldığı alan havai fişek gösterileridir. Havai fişeklerin değişik formlarının ortak özelliği ışık, ses, duman çıkarmaları ve havada hareket edebilmeleridir.  Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, mor, gümüş renkli kıvılcımlar ve renkli alevler çıkarmak için tasarlanabilirler.
Piroteknik: Piroteknik, işlenmesi için başka makine veya alete ihtiyaç duyan, dışarıya ısıveren (ekzotermik) kimyasal bir reaksiyona girdiğinde ısı, ışık, gaz, sis veya ses verme özelliği olan madde bilimidir. Piroteknik bilimi, havai fişek üretiminin yanında kibrit, oksijen kandili, patlayıcı sürgü ve bağları ve otomobil hava yastıklarının üretimlerini de içine alır

1.1.5  Kütle Halinde Patlayan Patlayıcılar
Kütle halinde patlama, patlayıcı özelliği olan maddenin bir bütün olarak kütlesel olarak patlayıp etrafına zarar vermesidir.
Kütle halinde patlama özelliği olan maddelerin yapılarında genellikle N ( Azot ) ihtiva eder. Azot yapısındaki serbest, kararsız elektron çifti sebebiyle reaksiyona girme yatkınlığı fazladır.
Örnek; Amonyum Nitrat, TNT…

1.1.6  Hassasiyeti Aşırı Düşük Patlayıcılar
Yangın Oluşmadığı Durumlara Yapılması Gerekenler
•Tehlike alanını boşaltın ve girişi yasaklayın
•Tutuşturucu kaynaklarını yok edin (sigara, kıvılcım)
•Elektrikli detantörlerin 100m yakınına kadar telsizli haberleşme cihazlarını kullanmayın
•Saçılmış malzemeye dokunmayın, arasında yürümeyin
•Bomba  uzmanlarını çağırın

Dikkat Edilmesi Gerekenler
•Isı, şok ya da kirlenmeye maruz kalma, patlamaya sebep olabilir
•Ateşle irrite edici / zehirli gazlar oluşabilir
•Sevkiyat belgelerini temin etmeye çalışın.


Yangın Anında Dikkat Edilmesi Gerekenler
•Yangının yük alanına ulaşmasını engelleyin
•Yangın yük alanına ulaşırsa, geri çekilin ve yanmaya
bırakın
•Halkı ve müdahilleri 1600 m veya daha fazla mesafe
alanı boşaltın.






2.SINIF GAZLAR

Maddenin üç halinden biridir. Bu haldeyken maddenin yoğunluğu çok az, akışkanlığı ise son derece  fazladır. Gaz halindeki maddelerin belirli bir şekli ve hacmi yoktur.Katı bir madde ısıtıldığı zaman, katı halden sıvı, sıvı halden de gaz haline geçer. Bu duruma faz (safha) değişikliği denir. Sıvıyı meydana getiren tanecikler (atom veya moleküller) birbirlerini çeker. 


1.2.1   Alevlenir Gazlar
Kimyasal yapıları itibariyle kolay veya zor tutuşup yanabilen gazlardır. Yanma sonucu yapılarındaki elementlere göre çeşitli ürünler oluştururlar. Bu ürünler birçoğu insan sağlığını etkileyen gazlardır. Alevlenir gazların büyük çoğunluğu yapılarında C ( Karbon ) bulundururlar ( Asetilen, Bütan, Propan, Etilen ). Ancak Hidrojen gibi tek tür element içeren yanıcı gazlarda vardır.


1.2.2   Alevlenmeyen ve Toksik olmayan Gazlar
Geneli Soygazlar olarak adlandırdığımız periyodik cetvelin 8A grubunda yer alan elementler ve Karbondioksit gibi yanmayan ve zehirli olmayan gazlar bu bölümde incelenir.

Soygazlar: Soygazlar, çok benzer kimyasal yapılara sahip bir kimyasal elementler grubudur: standart şartlar altında tamamı çok düşük kimyasal reaktifliğe sahip, kokusuz, renksiz tek atomlu gazlardır. Helyum (He), neon (Ne), argon (Ar), kripton (Kr), ksenon (Xe), ve radyoaktif radon (Rn) doğal olarak bulunan altı soygazdır.Soygazlar çok düşük erime ve kaynama noktasına sahiptir, bu yüzden de kriyojenik soğutucu olarak kullanışlıdırlar. Özellikle kaynama noktası 4.2 K (−268.95 °C; −452.11 °F) olan sıvı helyum, nükleer manyetik rezonans görüntüleme ve nükleer manyetik rezonansta ihtiyaç duyulan, süper iletkenli mıknatıslar için kullanılır.

1.2.3   Toksik Gazlar
Toksik kelime anlamı zehirli olan demektir. İnsan vücuduna belirli oranlarda alındığı zaman solunum, sindirim ve sinir sistemini etkileyerek hayati sistemleri tehlike altında bırakarak organizmayı ölüme götürebilecek maddelerdir.

Hücrelere ve yaşayan dokulara kimyasal, biyo- kimyasal ya da radyoaktif nitelikte zararlar veren her türlü maddedir. Zehrin en tipik özelliği bu zararlı etkisini en küçük dozlarda bile göstermesidir.

Ağız yoluyla alınma ya da bir şekilde emilmeyle biyolojik sistemlerde hasar veya ölüm oluşturan maddeler zehir ya da Toksin, bu maddeleri inceleyen bilim dalına ise Toksikoloji denir.

•Gazlar genellikle havadan ağırdır (Metan ve Hidrojen havadan hafiftir), gazlar kanalizasyon, bina bodrum katları veya çukur alanlarda, hafif olan gazlar ise binaların üst katlarında toplanabilir.
•Tank ve tüpler ısı veya ateş sonucu patlayabilir.
•Hepsi boğucudur.
Yapılması Gerekenler
•Depolama tankı, demiryolu vagonu veya tanker kamyon gibi büyük çaplı dökülme ve sızıntı olaylarında tecrit mesafesi sınırları içinde kalan bölgelerde boşaltma uygulayarak bölgeye girişi yasaklayın.
•Kapalı Devre Temiz Hava Teneffüs Cihazı ve kişisel koruyucu teçhizatı eksiksiz kuşanın
•Girmeden önce kapalı alanları havalandırın
•Güvenli biçimde yapılabiliyorsa, sızıntıyı durdurun, sadece vanayı kapatmak yeterli olabilir
•Ateşleme kaynaklarını kapatın
•Gaz dağılana kadar çemberi devam ettirin.

3.SINIF ALEV ALABİLEN SIVILAR

Tutuşma noktası 60.5 - 93 ºC arasında olan maddelere yanıcı sıvılar denir. Katran, fuel oil, motor yağları yanıcı sıvılardır. Tutuşma noktası 60.5 º C den aşağı olan maddeler ise alev alabilen sıvılardır. Örneğin benzin, benzol, toluol, etil asetat, butanon, gazyağı, motorin, butanol alev alabilen sıvılardır.
Yanıcı sıvılar için dikkat edilmesi gereken hususlar;
1-Bazıları kanserojen
2-Buharlar bir ateşleme kaynağına gidebilir ve parlayabilir
3-Depolandığı tank ısı veya ateş sonucu patlayabilir
4-Buhar patlamaları kapalı yerlerde, açık yerlerde ya da kanalizasyonlarda olabilir
5-Akıntıları kirlenmeye sebep olur
6-Buharlarını önlemek için köpük uygulaması yapılır.


4.SINIF KATI MADDELER

Maddenin, atomları arasındaki boşluğun en az olduğu halidir. "Katı" olarak adlandırılan bu haldeki maddelerin kütlesi, hacmi ve şekli belirlidir. Bir dış etkiye maruz kalmadıkça değişmez. Sıvıların aksine katılar akışkan değildir.

1.4.1   Alevlenir Katı Maddeler
Alevlenir katılar kimyasal yapıları itibariyle uygun basınç ve sıcaklıkta alev oluştururlar. Bu maddelere en güzel örnek naftalin, kükürt, metaldehit, zirkonyum ve magnez- yumdur.

1.4.2   Kendiliğinden Tutuşabilen Maddeler
Taşınması, depolanması veya saklanması sırasında meydana gelen ısınma, sürtünme, elektriklenme gibi olaylar sonucu kendiliğinden yanabilen maddelerdir. Bu maddelerin kimyasal yapısı itibariyle tutuşma sıcaklıkları düşüktür. Bu minimum tutuşma sıcaklığı basit fiziksel etkilerle dahi sağlanabildiği için bu maddelerin depolanma, taşınma ve üretim aşamalarında daha dikkatli olmak gerekir.

1.4.3   Islak Halde Tehlikeli Maddeler
Su ile hatta havanın nemi ile reaksiyona girerek yanıcı ve patlayıcı olan Hidrojen ve Asetilen gazlarını açığa çıkarırlar. Örn: Sodyum, Potasyum, Kalsiyum metalleri, bu metallerin peroksitleri…


5.SINIF OKSİTLEYİCELER VE ORGANİK PEROKSİTLER

Oksitleyiciler ;bu maddeler kendileri yanıcı olmadıkları halde bünyelerinde yanma için gerekli olan oksijeni bulundurduklarından yanabilen maddelerle temas edince reaksiyon başlatırlar patlayıcı özelliğe sahiptir.. Örn: Hidrojen Peroksit, Perklorik Asit, Sodyum-Potasyum Nitratlar, Bu metallerin peroksitleri, permanganatları, Kloratlar, Perkloratlar, Kalsiyum Karbonat, Kromik Asit, Amonyum Nitrat…

Organik peroksitler; Kendiliğinden parlayarak parçalanma, çok hızlı yanma, şok veya sürtünme etkisine duyarlılıklar vardır. Başka maddelerle hızlı bir şekilde birleşme ve göze zarar verme özellikleri gösterirler. Örn: Benzol Peroksit, Per asetik Asit, Asetil Peroksit Çözeltisi…
Oksitleyiciler ve organik peroksitler yangn yerinden hemen uzaklıştırılmalıdırlar.

Bu maddeler için dikkat edilmesi gerekenler şöyledir;
1- Sıvı oksijen hidrokarbonlarla (benzin, madeni yağ- lar, katılaşmamış akışkan asfalt) temas durumunda patlayabilir.
2- Yangın ortamında yangınla temas ettiği zaman yanma ve patlamaları arttırır.
 3- Solunduğu, yutulduğu yada deriden emildiği takdirde zehirliyebilir.
4- Göz ve deriyle temas yanmaya sebep olabilir.
5- Bu  maddelerin  akıntı  su  kirlenmesine   sebep olabilir.
 6- Bu maddeler diğer yanıcı maddeleri ateşleyebilir. 7-Zehirli duman üretebilir.

Bu maddelerin bulunduğu olaylarda yapılması gerekenler ise;
1-Tehlike alanını boşaltın ve girişi yasaklayın 2-Rüzgar istikameti tersinde durulmalıdır
3-Alçak alanlardan uzak durulmalıdır
4-Girmeden önce bütün kapalı alanları havalandırılmalıdır;
5-Kapalı devre temiz hava solunum cihazı ve kişisel koruyucu teçhizatı eksiksiz kuşanılmalıdır
6-Yanıcı maddeleri saçılan malzemeden uzak tutulmalıdır
7-Ürüne dokunmayın ve arasında yürümeyin
8-Daha sonra bertaraf etmek üzere, saçılan sıvının toplanması için hendek açılmalıdır
9-Bu maddelerin saklandığı kabın içine su     girmemelidir


6.SINIF ZEHİRLİ MADDELER

1.6.1   Zehirler
Hücrelere ve yaşayan dokulara kimyasal, biyokimya- sal ya da radyoaktif nitelikte zararlar veren her türlü maddedir. Zehrin en tipik özelliği bu zararlı etkisini en küçük dozlarda bile göstermesidir.

Ağız yoluyla alınma ya da bir şekilde emilmeyle biyolojik sistemlerde hasar veya ölüm oluşturan maddeler zehir ya da Toksin, bu maddeleri inceleyen bilim dalına ise Toksikoloji denir.

Zehirler; düşük dozda kullanıldığında tedavi edici madde olsalar da, yüksek dozda kullanıldıkları zaman öldürücü etki yaparlar. Paraselsus (1493 – 1541) "Tüm madde- ler zehirdir, ilacı zehirden ayıran dozudur" diyerek zehire doz kavramını getirmiştir.


1.6.2   Bulaşıcı Maddeler ise;
Enfeksiyon ya da infeksiyon; enfeksiyöz hastalık, intaniye, bulaşım olarak da bilinir. Hastalık yapıcı herhangi bir yolla insana geçme özelliğindeki mikropların veya parazitlerin vücuda girmesiyle ortaya çıkan hastalık tablosudur. Bu hastalıklar, bir bireyden diğerine veya bir türden diğerine geçebilmelerinden dolayı, genellikle bulaşıcı hastalık olarak tanımlanırlar.

1.6.2.1   Bulaşıcı Hastalıklar ise;
Hastalığı yapan organizmalar, virüsler, bakteriler, riketsialar, mantarlar olabilir. Bütün bulaşıcı hastalıklar bir veya birkaç yolla insana geçebilme özelliğindedir. İnsandan insana, hayvandan insana olduğu gibi, topraktan insana da bulaşma husule gelebilir. 

Bulaşma şekillerinden başlıcalar şunlardır:
-Aksırırken, öksürürken, konuşurken ağızdan çıkan damlacıkların başkası tarafından teneffüs edilmesiyle (verem, boğmaca ve çeşitli solunum yolu hastalıkları);
-Doğrudan deri temasıyla
-Hastanın kullandığı çamaşır, yatak eşyası ve yiyecek eşyaları gibi malzemeler vasıtasıyla;
-Hayvanların insandan insana veya hayvanlardan insana hastalık taşımasıyla (Bunun en canlı örneği anofel cinsi sivrisineklerin taşıdığı sıtmadır. Yine aynı şekilde güvercinler "psittakoz" hastalığını taşırlar.);
-Hastalandırıcı mikroplarla kirlenmiş yiyecekler ve içeceklerin alınmasıyla (Suyla bulaşan hastalıkların başlıcaları tifo, dizanteri, kolera, paratifo olarak sayılabilir. Yiyeceklerle de besin zehirlenmeleri ve gastroenteritler meydana gelebilir.);
-Hastalıklı  bir  anneden  hamilelik  sırasında   veyadoğum esnasında bebeğe hastalık bulaşmasıyla (Frengi, kızamıkçık, gonore konjonktiviti, yani belsoğukluğu mikrobunun yaptığı göz iltihabı bu yolla bulaşabilir.).

Hastalığa yakalanma açısından daha şanssız olanlar (daha çok yakalananlar) şunlardır:
1.Bulaşıcı hastalıklar salgın olduğu yerlere gidenler, 
2.Üç aylıktan daha küçük bebekler,
3.Ailesinde bulaşıcı hastalık taşıyan kişi bulunanlar,
 4.Yaşlı ve yatalak olanlar,
5.Kanser gibi bağışıklık sistemini felce uğratan bir hastalığı olanlar,
6.Bağışıklığı bastırıcı ilaçları kullananlar.


Bulaşıcı hastalıklarda bazı belirtiler vardır ki, hemen hemen bütün hastalarda bulunur. Bunlar; ateş, halsizlik, iştah- sızlık, baş ağrısı, genel vücut ağrıları olarak sayılabilir. Bazı has- talıklarda döküntüler olabilir (kızıl, kızamık, çiçekte olduğu gibi). Hazım sistemini tutan hastalıklarda ise genellikle ishal vardır.
Belli başlı bulaşıcı hastalıklar: Bruselloz, Çiçek hastalı- ğı, Difteri, Dizanteri (amipli veya basilli), Grip, Hepatit, Kıza- mık, Kolera, Menenjit, Psittakoz, Sıtma, Suçiçeği, Tetanos, Tularemi, Tüberküloz, Uyku hastalığı, Zatürre, Tifo, Tifüs.

Zehirli ve Bulaşıcı Hastalıklarda dikkat edilmesi gerekenler şöyledir;
1-Zehirler sıvı, gaz veya katı olabilir
2-Kapları kağıt torbalardan büyük tanklara kadar çok çeşitli olabilir
3-Etiolojik veya bulaşıcı maddeler insanlarda hastalığa sebep olur
4-Etiolojik kaplar bir karton kap içinde, küçük metal vida kapaklı tüplerdir ve son derece tehlikelidir

Etiolojik: Bir hastalığa sebep olan bakteri, virüs vb.. örneğidir.

Zehirli ve Bulaşıcı Maddelerin karıştığı yangınlarda yapılması gerekenler;
1-Tehlike alanını boşaltın ve girişi yasaklayın. 2-Rüzgarın aksi yönünde durun.
3-Alçak alanlardan uzak durun.
4-Kapalı devre temiz hava solunum cihazı ve uygun seviyede kişisel koruyucu teçhizat kuşanın.
5-Yangını güvenli bir mesafeden söndürmeye çalışın. 6-Bertaraf   etmek   üzere   yangın   kontrol suyunubiriktirin.
7-Büyük  bir  yangınsa,  geri  çekilin  ve    yanmayabırakın.
8-Rüzgâr yönünde boşaltmayı düşünün.


7.SINIF RADYOAKTİF MADDELER

Radyoaktivite (Radyoaktiflik / Işınetkinlik) , atom çekirdeğinin, tanecikler veya elektromanyetik ışımalar yayarak kendiliğinden parçalanmasıdır, bir enerji türüdür. Çekirdek tepkimesi sırasında ortaya çıkar.  İnsan  vücudunun da, birçok nesnenin de içinden geçebilir. Yalnızca toprağın, kayaların ve özellikle kurşunun içinden rahatça geçemez. Radyasyon yayan nesneler, radyoaktif olarak adlandırılır.



1.7.1   Radyoaktif Etiketlendirme
Radyoaktif maddeleri etiketlendirmek çok önemlidir çünkü insan sağlığına ve doğaya ciddi zararlar verebilecek bu maddeler dikkatli muhafaza edilmediklerinde tehlikeli olurlar. Şimdi bu etiketlendirme çeşitlerine bakalım.
1-Radyoaktif Beyaz I: Bu etiketi gördüğümüz maddelerde neredeyse hiç radyasyon yoktur. 0.5 mR/saat maksimum ( ambalaj yüzeyinde )
2-Radyoaktif Sarı II: Düşük radyasyon seviyeleri bulunan maddeler bu kod ile etiketlenir. 50 mR/saat maksimum ( ambalaj yüzeyinde ), 1mR/saat ( 1metrede ).
3-Radyoaktif Sarı III: Yüksek radyasyon seviyeleri bulunan maddeler için kullanılır ve bu maddelere dikkat edilmesi gerekir. 200 mR/saat maksimum (ambalaj yüze- yinde), 10 mR/saat ( 1 metrede ).

1.7.2   Radyoaktif Işınlar
Radyoaktif ışınımlar ışınımı yapacak maddeye göre değişir ve atomdan tanecik fırlatılması olarak tanımlanabilir.
 3 adet ışınım türü vardır. Şimdi bunları inceleyelim.

1-α (Alfa) ışıması: İki Nötron ve iki protondan meydana gelen , +2 yüklü bir Helyum çekirdeği yaymaktır. Bu ışıma sonucunda, proton ve nötron sayıları 2 şer birim azalır. Ayrıca +2 yüklü olduğu için elektromanyetik çekime de yakalanır bu tanecikler. Bu ışımaların durdurulması çok kolaydır. Bir kâğıt yaprak bile yeterli olur.

2- β (Beta) ışıması: Pozitron veya elektron yayımıdır. Pozitron, elektronun anti maddesidir ve elektron yayımlama- nın tam tersi olarak gerçekleşir. Beta ışımaları alfa tanecikle- rine göre daha hızlıdır. Durdurulmaları daha zordur. Yüklü ol- dukları için manyetik alanda sapma gösterirler. 1 nötron; 1 protona dönüşürken 1 elektron ve 1 anti elektron nütrinosu fırlatır. Buna Beta ışıması denir.Proton sayısı 1 artar. Nötron sayısı 1 azalır. Kütle numarası değişmez.
1 proton; 1 nötrona dönüşürken 1 pozitron ve 1 elektron nütrionusu fırlatır. Buna Pozitron ışıması denir. Proton sayısı 1 azalırken, nötron sayısı 1 artar. Kütle numarası değişmez.


3-γ (Gamma) ışıması: Bir çekirdeği uyarılmış bir halden, daha az uyarılmış veya kararlı hale getiren bir foton yayımıdır. Foton olduğu için ışık hızında ilerler. Kuvvetli nüfuz eder. Durdurulması çok güçtür. Yüksüz olduğu için manyetik alanda sapma göstermez. Foton olduğu için bir etkin kütlesi vardır ve bu kütle sayesinde kütle çekimine yakalanır.

1.7.3   Nerelerde Radyoaktif Işınlar Vardır
 Radyoaktiflik hemen hemen bütün bilimsel ve teknik alanlarda geniş bir uygulama alanı bulur. Radyoaktif izotopların nükleer tepkimelerinden tekniğin birçok dalında kontrol aracı olarak faydalanılır. Bu kontrolde özellikle radyoaktif bir elementin radyoaktif olmayan bütün izotoplarıyla aynı özellikleri göstermesinden yararlanılır. Radyoaktif uygulamalardan bazı bilim dallarında şu şekilde yararlanılmıştır:

-Kimyada uygulamalar: Işınım Kimyası adında yeni bir kimya dalı gelişmiştir. Bu dalın konusu ışıma altında gelişen yeni kimyasal tepkimelerin incelenmesidir. Bu işlemlerde kobalt 60 gibi radyoaktiflik derecesi çok yüksek kaynaklar kullanılır.

-Biyoloji ve Tarımdaki uygulamalar: Radyoaktifliğin en geniş uygulaması bu alanda bulunur. Bitkinin bünyesine düşük miktarda karbon 14 verildiğinde, bünyede karbon izlenebilir. Radyoaktif ışınımlar canlı hücreler üzerinde büyük etki yapar; bu hücreleri önce değişikliğe uğratır, sonra öldürür. İnsan için çok zararlı olan bu etkiler tarımda çok yararlıdır. Böylece çok çabuk olgunlaşan yeni bir domates türü geliştirilmiştir.

-Tıbbi uygulamalar: Yok edilmesi zor olan kanser ve tümör tedavisinde metot haline gelmiştir; bu amaçla X ışınları uzun süredir kullanılıyor.
-Metalürjideki uygulamalar: Radyoaktivite-den çeliğin katılaşmasını, metalürjik tepkimelerin kinetiğini vb. incelemekte yararlanılır. Bu yolla metallerin yayılması kolayca izlenir.
-Tarih, Arkeoloji ve Jeolojide uygulamalar: Ahşap eşyanın veya kumaşların yapıldığı tarih, karbon 14 metoduyla kesin olarak bulunur. Bu usul eski medeniyetlerin incelenmesinde çok yararlıdır.

1.7.4   Radyoaktif Maddelerin İnsan Sağlığına Zararları
   İnsan vücudu bir nükleer  kaza  sonucu  radyasyona maruz kalırsa, maruz kaldığı radyasyon miktarıyla doğru orantılı şikayetler ortaya çıkıyor. Fakat önce maruz kalınan doz ne  olursa  olsun  bir prodromal dönem yaşanıyor. Tüm vücudun radyasyona  maruz 
kalmasından 5 - 1 0 dakika sonra prodromal dönem deni l en ve iştahsızlık, bulantı, kusma ve  yorulma  ile giden şikayetler görülüyor.

BELİRTİLER BİRKAÇ GÜN S Ü R E B İ L İ Y O R
Maruz kalınan doz ne kadar yüksek ise bu şikayetler o kadar çabuk ortaya çıkıyor ve bir o kadar şiddetli oluyor. Diğer erken belirtiler de buna eşlik edebiliyor. Bu belirtiler; ishal, kramplar, ateş, baş ağrısı, sıvı kaybı, dehidratasyon ve sonunda hipotansiyon, yani tansiyonun anormal derecede düşmesidir. Bu dönem birkaç saat veya birkaç gün sürebiliyor.

LATENT DÖNEM ÖLÜMLE SONUÇLANIYOR


Bu dönemin ardından latent dönem başlıyor. Hastanın kendini çok iyi hissettiği ve yaklaşık bir hafta süren bu latent dönemden sonra maruz kalınan doza bağlı olarak hematopoetik, (kan yapımına yönelik), gastrointestinal (sindirim), serebrovasküler (kalp-damar) sisteminin çökmesi üzerine ölüm gelişiyor.

ETKİLERİ YILLAR SONRA ÇIKIYOR VE KANSER YAPIYOR


Radyoaktif maddeler vücutta tüm organları etkiler ama özellikle hızlı çoğalan hücreler radyasyona hemen cevap verirler. Örneğin deride kızarıklık, ülserasyon, üreme hücrelerinde sterilizas-yon, gözde katarakt, saçlı deride saç dökülmesi, bağırsaklarda ishal ve bulantı bu reaksiyonlara birer örnektir. Bazı hücrelerde radyasyona geç cevap verirler.

Beyin, omurilik gibi dokularda onarım çok zor olur. Radyasyonun geç etkileri ise seneler sonra ortaya çıkar. İkincil kanserler buna en güzel örnektir.

Ç E R N O B İ L  T İ R O İ T  K AN S E R İ N İ  Y Ü Z  K AT  AR T I R D I
Çernobil kazasından dört yıl sonra tiroit kanserlerinde 100 kat artış gözlendi. Kaza sonrası çok sayıda insan ilk birkaç saat içinde yüksek dozda radyoaktif iyodine maruz kaldı. Bu madde en çok tiroit kanserine yol açar. Çünkü radyoaktif iyodin, soluyan insanın akciğerlerinden kana karışır. Sonrada gidip gırtlağın önündeki tiroit bezinin içinde birikir. Burada yaptığı aşırı ışınlama da kansere sebep olur.

Yapılması Gerekenler
-Tehlike alanını boşaltın ve girişi yasaklayın
-Kapalı devre temiz hava solunum cihazı ve uygun seviyede kişisel koruyucu teçhizat kuşanın
-Ürüne dokunmayın ve arasında yürümeyin
-50 metre çember önerilir, yangını uzaktan söndürmeye çalışın
-Güvenli biçimde yapılabiliyorsa, kurtarma ve ilkyardım uygulayın
-Mağdurları radyasyon alanından uzak-laştırın


8.SINIF KOROZİF MADDELER

Korozif kelime anlamıyla metal veya metal alaşımlarının oksitlenme veya diğer kimyasal etkilerle aşınma durumu olarak tanımlanabilir. Demirin paslanması, alüminyumun oksitlenmesi korozyona örnek olarak verilebilir.

Türkçeye yabancı dillerden giren korozyon sözcüğü; yenme, kemirilme gibi anlamlarla alakalıdır. Aşınma, çürüme, paslanma, bozulma ve yenim gibi sözcüklerle karşılanabilir. Metal ve alaşımların kararlı halleri olan bileşik haline dönme eğilimleri yüksektir. Bunun sonucu olarak metaller içinde bulundukları ortamın elemanları ile tepkimeye girerek, önce iyonik hale ve oradan da ortamdaki başka elementlerle birleşerek bileşik haline dönmeye çalışırlar; yani kimyasal değişime uğrarlar ve bozunurlar. Sonuçta metal veya alaşımın fiziksel, kimyasal, mekanik veya elektriksel özelliği istenme- yen değişikliklere (zarara) uğrar. Korozyon, metalik malzemelerin içinde bulundukları ortamla reaksi-yona girmeleri sonucu, dışarıdan enerji vermeye gerek olmadan, doğal olarak meydana gelen olaydır.
Korozif etki gösteren maddeler; sülfürik asit, nitrik asit, hipoklorik asit gibi mineral asitler ve soda, potas, amonyak (amonyak zehirlenmesi), hipoklorid (çamaşır suyu) gibi kostik alkalilerdir.





Dikkat Edilmesi Gerekenler
-Çoğu Korozif suda çözülür
-Buhar bulutlarını indirmek için su perdesi kullanın
-Akıntıyı durdurun
-Kap içinde nötralizasyon kullanmayın ısı ve basınca dönüşür
-Göz ve deriyle temas yanmaya sebep olur
-Dumanların solunması zararlı olabilir
-Akıntı su kirlenmesine sebep olabilir
-Bu  maddelerden  bazıları  diğer  yanıcı maddeleri ateşleyebilir (tahta, kağıt, yağ)

9.SINIF DİĞER TEHLİKELİ MADDELER

Buraya kadar sınıfladığımız tehlikeli maddelerin dışında kalan maddelerdir.
İrritanlar olarak sınıflayacağımız bir grup en önemlileridir.
İrritanlar: Göz yaşartıcı gaz, Kuru buz, Karbon tetraklorür vb.


Muhtelif Maddelerin Olaylarında Gerekenler
-Tehlike alanını boşaltın ve girişi yasaklayın
-Kapalı devre temiz hava solunum cihazı ve kişisel koruyucu teçhizatı eksiksiz kuşanın
-Sıvı sızıntılarını kum veya diğer emici ile toplayın
-Saçılmış ürüne dokunma ve arasında yürümeyin